Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

‘Genel tanıtım’ Kategorisi için Arşiv

Yaylamız: Maşat

Yaylamızın adı Maşat, Fettahdere köyünden biraz ileride, yürüyerek 2-3 saatlik bir yol alırdı, artık arabalarla rahatlıkla gidilebiliyor. Bir seçenek de Oğlakkaya köyünün arkasındaki Orta Dağı aşmak, öbür yüzden Boncuklu pınarına inmek.
Yaylamız çok güzel, ama bir tek ağaç bile yok, çalı bile azaldı. Babam küçükken ağaçlar arasında yol bulamazmış, inanmakta zorluk çekiyorum.
Yayla ile ilgili birden fazla [...]

Yazının Tamamını Oku »

Köyümüzün resimlerini bu siteye henüz koymadım ama, üşenmeyip koyduğumda da göreceksiniz ki, ben “köyüm” diye sevsem de öyle de bir güzelliği yok. Hatta geçenlerde bir köylümüzün çektiği güz resimlerini gördüm de eski sümer-hitit yerleşim kalıntıları gibi sarı-kahverengi tonlarda bir doğa ve bina yığını gibi görünüyor. Neyse ki baharda güzel yeşili var ve dere boyunca  kavak-söğüt-elma [...]

Yazının Tamamını Oku »

Yün Döngüsü

Köyde eskiden öyle bir hayat vardı ki, adaya düşen Robinson gibi hemen her kullanılan veya yenilen şeyin üretimi bizzat yapılırdı.
Yünün kilime dönüşmesi, yaz ortalarında koyunların kırkılmasıyla başlardı. İnternette bir site, bu süreci gayet güzel aşamalı şekilleriyle tarif etmiş, ben o yüzden ayrıntısına girmeden link vereceğim:  http://www.odekkoyu.org.tr/Koyun_Kirkma.htm
(Bu link Ödek köyünün web sayfasından. Sağolsunlar siteye köyün dünya küresi [...]

Yazının Tamamını Oku »

Çomçalı Gelin

Bizim köyde Hıdrellez geleneği yoktur, bilinmez. Aydek geçen gün, arkadaşlarından sorarak öğrendiği yöntemlere uygun olarak yeğenlerimizin 5 Mayıs gecesinde kağıtlara neyin resmini çizebileceğine dair yorum yapıyordu. Bilmediğim bir usulün içinde bunalınca çareyi konuyu kapatmakta buldum: “Bana ne kardeşim, ben ne anlarım Hıdrellez’den? Ben Çomçalı Gelin bilirim. Eğer kapıma gelirsen bulgurunu veririm”.
Çomçalı Gelin geleneğini de çok [...]

Yazının Tamamını Oku »

Koyun Enleri

Takip ettiğim web günlüklerine bakınca bir blogun iki özellik taşıması gerektiğini görüyorum: 1-Blog, okuyucusuna okumaya değer bir şeyler (bilgi-eğlence) vermeli. 2- Bloga, en fazla iki üç gün içinde yazı girilerek güncellenmeli. Ben, 1 numaralı koşulu sağlayamadığım için, 2 numaralı koşula da uymam gerekmiyor. Esasen, köyüm için bir blog yapsam da, ben bir kentte yaşıyorum. Hayatın [...]

Yazının Tamamını Oku »

Meta derken, ticaret malı anlamındaki kelimeyi kastediyorum ama bu yazıda bahsedeceğim madde ve malzemeler tam tersine pek de ticaret konusu  olmayan ama günlük yaşamda kullanılan maddeler, mamuller.
70′li yıllardaki köy hayatı artık tarih öncesi gibi -ki esasen adeta 20 nci yüzyıla kadar geç kalarak uzamış bir ortaçağ minyatür yaşamı gibiydi- görünüyor artık, elbette günlük hayatın akışındaki [...]

Yazının Tamamını Oku »

İnsanlar

Ben blogumda yukarı perdeden genellemelerle gidiyorum, tarihten bir şeyler araştırmaya çalışıyorum ama, bloga ilk başladığımda, “yazacak bir şey bulamazsam, insanları ve anıları yazarım” diye düşünmüştüm. O zamanlar bir çeşit köy muhtarı zihniyetinde imişim demek ki. Geçenlerde Çankırı Orta’nın bir köyünden olan bir arkadaşımın köylerinin web sayfasını gördüm de, vallahi koca koca firmaların web sayfalarında o [...]

Yazının Tamamını Oku »

Bizim köylüler yani bizler avşarlarız.  Ben tabii etnik kısmıyla ilgilenmiyorum, kültürel yönüyle ilgileniyorum. Daha önce de belirttiğim gibi, olasılıkla önemli bir kısmı Orta Asya’dan gelen özgün bir kelime dağarcığı beni büyülüyor. Davranış, inanış, toplumsal kodlara ilişkin olarak halkbilimsel yönden şimdilik fazla bir belirleme yapamıyorum. 
Bir de, Avşarlar üzerinden tarihe ilişkin bilgilerimizin zayıflığını görebiliyorum. Ben bu zayıflığı köyümüzün [...]

Yazının Tamamını Oku »

 
Köyü ilk kuran aileler, köye ilk yerleşim sırasına göre şunlardır:
1. Kör Ömer
2. Çürük Halil
3. Kel Hasan: Çimeli obası diye bilinir. Günümüzde Kılıç soyadını taşırlar.
4. Karaoğlan: Günümüzde Karakaya soyadını taşırlar.
5. Murtçu Halil: Elibazlı (Alıbazlı) obasından. Günümüzde Murt soyadını taşırlar.
6. İbiş: Elibazlı obasından. Günümüzde Göktaş soyadını taşırlar.
7. Setter Mustafa: Setterli [...]

Yazının Tamamını Oku »

- Bugün gündüz aklıma bizim oralardan güzel bir deyim geldi, günlüğe de bunu yazmak için girdim, keşke ne olduğunu unutmasaydım…
- Köyümüzden olmasa da bizim memleket taraflarından havadisler çok oldu bu ay. 2 düğün, 1 cenaze ve bir de ayrıntılarını yazmasam daha iyi olacak, ingiliz usulü bir asaletle kapatmak için diyelim bir “adventure” havadisi geldi köyden. [...]

Yazının Tamamını Oku »

Bu Karakilise konusunu çözmeden ilerlemeyeceğimden resimlerle zaman geçirmeliyiz. Yukarıda da sarı uçuşan otlarımızın resmi. 
İleride bir zaman, yıllar öncesinden Dedemle birlikte kağnıyla ekin taşırkenki resimlerimizi de koyacağım buralara. Artık köyde kağnı kalmadı, bir hatıra olsun…
Şimdi bayram molası.

Yazının Tamamını Oku »

Günlük yazmada püf noktası, ne olursa olsun düzenli olarak belli saatleri günlüğe ayırmakmış. Bugün, yine mola niyetine köyümüzde nisan ayında açan morlu beyazlı çiçeklerin resmini koyuyorum, resmi Haydarlıların harman yerinde çekmiştik. Çiçeklerin adını bilmiyorum.
Bu arada; bilginiz olsun, iyice ilerleyip de yazacak konu bulmayınca bitki örtüsünü, çalıları ve çiçekleri de inceleyeceğim. Her bişeyi bilen google’a “karamık, [...]

Yazının Tamamını Oku »

Daha önceki bir yazımda hızımı alamamış, “anadolu hala bir roma yurdu” demiştim vurgulayarak.
Bu cümleyi kurmama neden olan şey, birazcık tarih araştırmaya kalktığımızda hemen karşımıza bir roma dönemi ismi, yolu ve bilgisinin gelmesi idi. Bir de tabii arka planda; Osmanlı’nın Anadoluyu adeta kör bir nokta gibi atlaması bilgisi var. Bu anlamda Selçukluların bile Anadoluya daha fazla [...]

Yazının Tamamını Oku »

Narnia masal serisini okuyanlar bilir (yani hemen hiç kimse bilmez diyebiliriz), orada Bastıbacak isimli ufacık bir fare, pek şövalye ruhludur ve gerektiğinde bacak kadar boyuna bakmadan herkese meydan okur.
Olay şu: Bu blogun pek de kimseyi ilgilendirmeyeceği gayet açık (vallahi öz kardeşlerim bile zorlamamla şöyle bir bakıyor. Pek okumuyorlar ama gözattıkları kadarıyla çok da beğeniyorlar). Bu yüzden geçenlerde [...]

Yazının Tamamını Oku »

Dünkü minval üzere internette dolaşırken Pınarbaşı’lı Kenan Çoban’ın web sayfasına rastladım.
http://site.mynet.com/kenancoban68/KENANCOBAN/id1.htm
Web sayfasında yer verdiği bilgiler; esas olarak, Ariarathia tarihi adını taşıyan kentin Pınarbaşı olduğu, buranın sonra Zamantı-Tsamandos olarak da adlandırıldığı (eğer öyleyse, dün özetlediğim güzergahta ufak bir hata olmuş olabilir), burasının Kapadokya’nın başkenti olduğu şeklinde ve inandırıcı kanıtlar da aktarmış.
Ama, elbette beni ilgilendiren kısım, sitenin [...]

Yazının Tamamını Oku »

Bu kez, artık Ramsay’ın tanımladığı coğrafyaya yöneldim. Bu uğurda internetten ücretli makale bile indirdim. Bu konuyu açacak bir kaç makale daha var, onlar için Bilkent ya da Odtü Kütüphanesine gideceğim bir ara.
The Road-System of Eastern Asia Minor with the Evidence of Byzantine Campaigns Author(s): J. G. C. Anderson Source: The Journal of Hellenic Studies, Vol. [...]

Yazının Tamamını Oku »

İngiliz coğrafyacı ve arkeolog, akademisyen Ramsay’ın, ”The Historical Geography of Asia Minor” adlı eseri 1890′da basılmış. Kitabın bir de baskısı bitmiş Türkçe çevirisi var: “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” (Sir William M. Ramsay, Çeviren: Mihri Pektaş), İstanbul 1960.
 
Bu kitapları her iki dilde de okumadan, bilmem bu blogda daha ne kadar ukalalık yapılabilir. (İngilizcesi 25 pound=100 YTL, Türkçesi de bir [...]

Yazının Tamamını Oku »

KARAKİLİSE

Bizim köyümüzün eski adı Karakilise imiş. Nitekim, köyde bir kilise kalıntısı var ama anlaşılan köyde şimdi yaşayan halk (nasıl da mesafe koydum, tarihe saygısızlık sularına gelince, kim? tanımıyorum ben onları!) burası zaten tahrip olmuş, terk edilmiş bir haldeyken gelmiş olmalı. Eski kilise kalıntısı, bir köylümüzün evinin ahır katını oluşturuyor. Çok da iyi bir adamdır, adını buraya yazmayacağım, onun dedeleri sadece [...]

Yazının Tamamını Oku »

Mola

Bugün mola veriyorum. Teknik tasarımda ve genel görüntüde takıldığım yerler vardı, onları yerleştirince hızlanıp devam etmek istiyordum. Bu arada, sayfanın temasını değiştirdim. Üste koyduğum havalı ve buğulu resme bakıp bizim köyün Cambridge’de veyahut “bilmemne shire”da olduğunu düşünmemenizi önemle rica ediyorum.
Yine de, resimde görülen şamarcı söğütün bana bizim köyün güz günlerindeki solgunluğunu hatırlattığını söyleyebilirim. Zaten biraz elim alışınca [...]

Yazının Tamamını Oku »

Strabo, MÖ 63/64′de doğmuş, Amasya’lı (tabii o zamanlar Romalı olmuş oluyor) coğrafyanın babası deniyor ona. En ünlü kitabı Coğrafya 17 ciltlik. Bunların 12 inci kitabında Anadolu coğrafyasını tanıtmış. Kitap en azından kütüphanelerde Türkçe ve İngilizce çevirileriyle bulunabiliyor. Güncel baskısı var mı bilmiyorum. Bu bölümleri hızlı geçeceğim, yanlışlıklar yaparsam dönüp düzelteceğim.
Benim anladığım kadarıyla Strabo, bütün bir Orta [...]

Yazının Tamamını Oku »

Önceki Yazılar»