Takip ettiğim web günlüklerine bakınca bir blogun iki özellik taşıması gerektiğini görüyorum: 1-Blog, okuyucusuna okumaya değer bir şeyler (bilgi-eğlence) vermeli. 2- Bloga, en fazla iki üç gün içinde yazı girilerek güncellenmeli. Ben, 1 numaralı koşulu sağlayamadığım için, 2 numaralı koşula da uymam gerekmiyor. Esasen, köyüm için bir blog yapsam da, ben bir kentte yaşıyorum. Hayatın akışı içinde, ancak “köy”le ilgili şeyler birikince buraya yazı girebiliyorum.
Kısaca; 3 ay sonra tekrar döndüm. Boş vakitlerimde de çalışmamı gerektiren bir çalışmayla meşguldüm. Bu çalışma bloguma engel oldu ama travian’da köylerimle ilgilenmemi engellemedi tabii.
Bugün iki ufak köysel konudan bahsedeceğim;
- Derin kökler kıvamında bir bilgi: Köylerde, ailelerin hayvan sürülerinin birbirine karışmaması için kulakları kesilip biçilerek bir takım işaretler konur. “En” adı verilen bu işaretler, esas olarak koyun-keçi gibi küçükbaş hayvanlara uygulanır. İnekler zaten, tipleri nedeniyle kolaylıkla birbirinden ayırdedildiğinden onlara yapılmaz.
Bizim ailenin enini, Melek Halamdan aldığım bilgilere dayanarak tarif ediyorum: Sağ kulağının ucu kesik, arkası oyuk; sol kulağı dilik. (O zamanlar hayvan hakları yokmuş sanırsam).
Resmini de çizebilirsem eklerim. Biliyorsunuz, buralara nice resimler eklemem gerekirdi, tutulmamış sözler verdim. Makinem yok, cep telefonumla çekiyorum da, pek güzel resimler yok elimde ne yapayım.
-İkinci konu dilbilimi alanında. Bugün ablam hatırlattı. Bizim köylülerin çokça kullandığı “vacibi” sıfatı-kelimesi vardır. Aslını bilmiyorum. Kelime arapça kökenli gibi geliyor kulağa. Her neyse bu kelime “fesat, kötü düşünceli” anlamında kullanılır. Annem ve ablam aynı zamanda “şakacı, oyuncu” anlamına da gelebileceğini söyledi. TDK’nın derleme sözlüğünde bulamadım da unutulmasın diye buraya kaydediyorum. Hiç de sevmediğim bir kelimedir aslında, kullanılmasından da hoşlanmam, kullanıldığı kişilerden de…
Eski girdilere resim ekleyeceğim biraz, izninizle.