Dünkü minval üzere internette dolaşırken Pınarbaşı’lı Kenan Çoban’ın web sayfasına rastladım.
http://site.mynet.com/kenancoban68/KENANCOBAN/id1.htm
Web sayfasında yer verdiği bilgiler; esas olarak, Ariarathia tarihi adını taşıyan kentin Pınarbaşı olduğu, buranın sonra Zamantı-Tsamandos olarak da adlandırıldığı (eğer öyleyse, dün özetlediğim güzergahta ufak bir hata olmuş olabilir), burasının Kapadokya’nın başkenti olduğu şeklinde ve inandırıcı kanıtlar da aktarmış.
Ama, elbette beni ilgilendiren kısım, sitenin bir köşesinde, bizim köyün eski adını Lapara olarak belirtilmesi ve çarpıcı bir şekilde Romen Diyojen’in Malazgirt savaşı öncesinde burada bir yaz geçirdiğini bilgisini aktarması oldu. (Bütün yollar bana, Ramsay’ın kitabını bulmak zorunda olduğumu işaret ediyor).
Ariarathia’dan devam eden iki koldan ilki kuzeye dönerek Sebastea (Sivas) şehrine ulaşıyor, diğeri ise güneydeki Lapara’ya iniyordu. Yol Ariarathia’ya varmadan ise Larissa’da iki ayrı kola ayrılıyor bu kollardan birisi Şirvan Dağı’nı aşarak doğrudan Yedi Oluk’a diğeri de gene Sarız-Yalak arasındaki Lapara (Karayurt)’ ya ulaşıyordu. Lapara şehrinin de tarihte çok zengin ve önemli bir şehir olduğunu biliyoruz. Hatta Malazgirt’te Alparslan ile savaşan ünlü Bizans İmparatoru Romanus Diogenes (Roman Diyojen şeklinde biliyoruz) 1068 yazını bu şehirde geçirmiş, sonbaharda da Kokussos (Göksun) üzerinden Suriye’ye girmişti. Bu şehirle ilgili kalıntılar da eski adı Kara Kilise olan Sarız’a bağlı Karayurt köyünde bulunuyor. Lapara’nın yerinde kurulmuş olan Karayurt köyünde eski kiliselerin kalıntıları köy evlerinin duvarlarını süslemekte. Lapara’dan sonra da gene iki kola ayrılan yolun batıya gideni Komana (Şarköy) üzerinden Sebagena (Süvegen)’ya oradan da tekrar Ceasareia (Kayseri)’ya ulaşıyordu. Lapara’dan güneye inen kol ise önce Sirica (Mollahüseyin-Kemer arası?) daha sonra da Kokussos (Göksun)’a varıyordu.
Özellikle Romen Diyojen kısmı için söylüyorum: Büyüleyici bilgiler… (Sitenin sonunda kaynak listesi de var ama, belli ki bir derleme de yapılmış bunlar arasından) Yine de takıldığım yanlar var: Bu sitenin belki de önceki verisyonlarında Lykandos adı da Karayurt köyüne atfedilmişti. Bende bulunan (dün bahsettiğim Andersen’in makalesinin ekinde bulunan) haritada Lykandos, daha çok Gürün istikametindeki bir hat üzerinde yer alıyor. Lapara ismi ise hiç işaretlenmemiş. (Kalıntıların da hele de Şar’daki gibi her evin duvarını süslediğini söyleyemem, bir iki evde duvar oluşturduğunu duydum ben sadece).
İşte böylece, kendimce dedektiflik yapıp köy adı aramak isterken, karşıma hazır bir isim çıktı. Pınarbaşılı kardeşim alınmasın ama ben bu ismi araştırıp bir kez de, kendimce sağlama bağlamaya çalışacağım.
Bir de Kemer köyü Sirica adıyla karşıma dünden beri ikidir çıkıyor bilmem farkında mısınız? Kemer, bizim köye en yakın iki köyden biridir (diğeri Oğlakkaya) ve akrabalık ilişkileri nedeniyle olsa gerek, ilişkiler gayet sıcak ve sorunsuzdur. Ama ben Kemer köyünde tarihi bir yön olduğunu daha önce hiç duymadım. Aslında Kemer kelimesinin de, orasının doğal bir bel görüntüsü taşımasından kaynaklandığını düşünüyordum. Kocaa bir kilisesi olan bizim köyün adı geçmesin de Kemer köyünün adı niye geçsin bu kaynaklarda. (Yo, yo, yanlış anlamayın, dedim ya bizler pek severiz Kemer köyünü, sadece mantığına oturtamıyorum).
Kendim İçin Ev Ödevi: Önceki günkü ve bugünkü bilgilerden sağlıklı bir yola çıkabilecek misin, bir kurcala bakalım. Sana güveniyorum.
BU KONULARLA İLGİLİ OLMANIZ HOŞUMA GİTTİ. MAİL EDRESİNİZİ VERİRSENİZ SİZE. SİZE RAMSAY’IN KİTABINDAN İLGİLİ BÖLÜMÜ MAILLEYEBİLİRİM.
Benim için de sizin bu siteye ulaşmanız güzel bir tesadüf oldu. Sitenizle ilgili övgülerim yukarıda, teşekkürler.