Bizim köyümüzün eski adı Karakilise imiş. Nitekim, köyde bir kilise kalıntısı var ama anlaşılan köyde şimdi yaşayan halk (nasıl da mesafe koydum, tarihe saygısızlık sularına gelince, kim? tanımıyorum ben onları!) burası zaten tahrip olmuş, terk edilmiş bir haldeyken gelmiş olmalı. Eski kilise kalıntısı, bir köylümüzün evinin ahır katını oluşturuyor. Çok da iyi bir adamdır, adını buraya yazmayacağım, onun dedeleri sadece hazır bir duvar bulduklarını düşünmüş ve üstüne ev çıkmışlardır.
Babam; hatta köyün adının Osmanlı kayıtlarında Kara Kilise-i Kebir: Büyük Karakilise olarak geçtiğini söylüyor.
Ama garip olan, sadece yıkılmış kalıntılar da olsa, bir zamanlar burada bir yerleşim yeri varmış ve mutlaka kayıtlara geçmiştir ama biz hiç düşünmedik köyümüzün adının eski kaynaklarda geçebileceğini. Özellikle Bizans kiliselerinin ciddi kayıtları var anlaşılan.
Tabii, bizi yanıltan neydi söyleyeyim: Biz, köyümüzde eskiden Ermenilerin yaşadığı bilgisine sahiptik. Anlaşılan 19.yy sonlarının bilinen kargaşalarında köyü terk edip Saimbeyli-Haçın’a çekilmişler. Aşağı yukarı aynı dönemde Osmanlı bizim Türkmenleri topla tüfekle zorla iskan edince bizimkiler de boş buldukları yerlere yerleşmiş. Bu bilgi doğru mu bilmiyorum, büyük ölçüde köyün büyüklerinden hiç konuşulmadan edindiğim genel izlenim bu. Gerçi Ermenilerle hiç karşılaşmamış da değiller. Sözünü ettiğim dönemlerde bir teğet geçme durumu olabilir. Ama vahim bir katliam anısı da duymadım. Bizimkiler zaten yüreklerinden yaralı imiş o yıllarda, sürgün psikolojisi içinde travma yaşıyorlarmış anlaşılan. Bunu da ilerde köyümüze geri döndüğümde anlatacağım. Ama, bu bilgilerin üstüne, bu kırık, saf, bilgisiz, sahipsiz, çulsuz insanları tanımanın üstüne Paradigmanın İflasını okuyup da Türklerin Ermenilerin mallarına el koymak için bilinçli olarak katliam yaptıkları iddiası ile karşılaşınca (bu, olmuştur bazı yerlerde de, tamamen reddedemem, ama kaynağı sivil halk mı idi o da belli değil) insan bunu yazan kişiye aydın denilip de tapınıldığını görünce…
Şar’a ilişkin araştırma yaparken farkettim köyün geçmişine ne kadar sığ baktığımızı. Aslında ANADOLU HALA BİR ROMA YURDU… Bir zamanlar Hititlerin yurdu imiş, Roma yönetimine girmiş, ilerleyen yıllarda Bizans tipi kiliseler boy göstermiş çokça, bizim oralara ne olmuş da Ermeniler gelip yerleşmiş bilmiyorum. Şar ile ilgili araştırmalarımdan sonra, Ermenilerin hep burada yaşadıklarını düşünmemeye başladım. Orada da bir dönüşüm, el değiştirme olmuş olabilir. Olmaya da bilir. Düğümü çözecek şu benim için: Bayağı eski Bizans belgelerinde bizim köyün adını bulabilecek miyim. Bunu yapmak için dehşetli araştırmacı olmak lazım. Ben indiana jones veya tv dizisi gizem avcısı gibi uyduruk bir şekilde parçaları birleştirerek mantık yürütmeye çalışıyorum. Bundan bir şey çıkmaması muhtemel. Ama soruları ortaya koymam da yeterli değil mi? Bir de tesellim var. Bizim Sarız coğrafyası gerçekten kör bir yerde. Hep sapada kalmış, hep unutulmuş, incelenmemiş, yazılmamış. Düşünün buralara ilişkin tek tük kültürel kitapları yine bir tek babam yazıp bir şeyleri kaydetmeye çalıştı. Ki yenidir bunlar.
Yarınki Ders İçin Hazırlık: Şunu düşünün; “ben, tesadüfen Şar’ı yani Comana’yı internette - önceki günkü günlük girdilerimdeki hevese ve azime bakıp da yanılmayınız- biraz da lakayt bir şekilde, “neymiş ki buralar” diye araştırana kadar bizim köyün “karakilise” isminin geçtiği bir tarihi dokümana rastlamamıştım”.